|
1985 Yılında ilkokulu bitirdikten sonra, maddi durumumuzun
iyi olmaması nedeniyle Meşeli Oto Tamirhanesinde çalışmaya başladım.
İlkokul öğretmenim Şenel Ertam’ın bunu duyunca iki kez bizim eve
gelip, babamın beni okutması için baskı yapması, hatta okutmak için
nüfusumu üzerine almak istemesi içimdeki okuma arzusunu arttırdı.
Ancak öğretmenimin bu çabası sonuçsuz kaldı.
Tamirhanede iki yıl geride kaldığında işime alıştım
ve bu mesleği sevdiğimi anladım. Bu mesleğe devam etmek istediğim
için çıraklık eğitimi almak istedim. 1987 yılında Veli Ustam Çıraklık
Eğitim Merkezi’ne kaydımı yaptırdı.
Çıraklık Eğitim Merkezi’ne geldiğimiz haftanın gününü
iple çeker olmuştum. Her Çarşamba okula gelip ders görmek benim
için ne kadar büyük bir mutluluktu bunu anlatamam.Çıraklık Eğitim
Merkezi içimdeki okuma özlemini uyandırmıştı. Derslerime öylesine
çok çalışıyordum ki; 2.sınıfta Teknik Resim dersinde Hasan Hüseyin
Hocamla, çizdiği herhangi bir üç görünüşün perspektifini çıkarabileceğime
dair bonibonuna iddiaya girdiğimi hatırlıyorum. İddiayı kaybetmiştim
ama bilgime olan güvenimi asla. Meslek Bilgisi dersinde çok iyi
öğrendiğim supap bindirmesi, sente , supap ayar milinin yarısı kadar
dönmesi gerektiğini Mümin Ustama ben anlatmıştım.
Üçüncü sınıfta bir duraklama dönemim vardı. O dönemde
okuldan kaçmaya, dersleri pek fazla önemsememeye başlamıştım ki,
Meslek Hocam Abdurrahman Bozkurt iyi geçmeyen bir sınav sonrası
sınıfa; “ Ben bazı arkadaşlarınızdan özellikle de Fikret’ten çok
şey bekliyordum, ama beni hayal kırıklığına uğrattılar “ demişti.
Bu sözler başımdan aşağı dökülen bir kaynar su olduğu gibi içimdeki
koru da tekrar alevlendirmişti. Çıraklık Eğitimimin son zamanları
benim için hüzün vericiydi. Böylesine sevdiğim bir eğitimin sonuna
geliyordum. Ancak bizi heyecanlandıran bazı gelişmeler de olmuştu
o dönem. Kalfalık Belgesinin Ortaokul diploması yerine de geçeceği
söyleniyordu. Ama bu söylenti gerçekleşmedi.
Çıraklık Eğitimimi tamamladım. Geriye dönüp baktığımda
Çıraklık Eğitimim için söyleyebileceğim en önemli şey; Çıraklık
Eğitimi bana, ufkumu görebilmek için bir tepe,ilerleyebilmek için
önemli bir potansiyel olmuştu.
Kalfalık Eğitimine başladıktan bir sene sonra İlkokul
Öğretmenim beni telefonla arayıp evine çağırdı. Evine gittiğimde
bana iki çanta kitap verdi ve bana; “Ortaokulu dışarıdan bitirme
sınavlarına kaydını yaptır ve derslere de bu kitaplardan çalış”
dedi. Altı ay kadar işten çıkıp eve gittim ve akşamları sürekli
ders çalıştım. Bir haftada Orta 1, 2 ve 3’ün olmak üzere 22 dersten
sınava girdim ve hepsini verdim. Geçici Mezuniyet Belgesini aldığım
gün Akşam Lisesine kaydımı yaptırdım. Bu arada sınavlar için bana
bir hafta izin veren ustamın hakkını vermek gerekir. ( Ortaokulu
bitirme sınavı sonucunu öğrenmeye gittiğim güne dair şöyle bir anım
var; İşten geç çıktığım için sınav sonucunu öğrenmeye arkadaşlarla
gece gittik. El feneri elimizde okul kapısı camına asılmış sonuçlara
bakıyoruz, ama ismim kazananlar listesinde yok. Tekrar tekrar bakıyoruz
yine yok. Üzülerek eve döndüğüm o gece uyuyamamıştım. Ertesi gün
gidip bir sorayım belki hata vardır dedim. Müdür Yardımcısına durumu
anlattığımda aşağıdaki listenin kurula kalıp da geçenler listesi
olduğunu, benimse direk geçtiğimi elindeki listeye bakarak söylediğinde
ne kadar sevindiğimi anlatamam.)
Akşam Liseli yıllar hayatımdaki yorucu ama en güzel
yıllardı. Sabahleyin işe gidiyordum. Akşamüzeri 19.00’da ders başlıyordu.
Saat 23.00 gibi eve gelip 1-2 saat (bazen daha da fazla) ders çalışıp
yatıyordum. Sabah kalkıp işe gidiyordum. Bazı sabahlar işe geç kalırdım
ama ustam bana karşı bu konuda çok anlayışlıydı. Hatta bir gün bir
fizik problemi ödevini çözemediğim için işe gitmedim. Hastayım dedim.
Buna benzer bir çok gün oldu ve ben hastalık bahane ederek işe gitmedim.
Üniversite sınavına bir yıl kala kararımı vermiştim.
Makine Mühendisi olacaktım ve otomotiv konusunda uzmanlaşacaktım.
Bunu yapabileceğime bir çok kişi inanmıyordu. Çünkü Akşam Lisesinden
benzer bir başarıya ulaşan 2-3 kişi anlatılırdı bize. Bunu başarabilmek
için Akşam Lisesi tarihinin belki en yüksek ÖYS notunu almam gerekecekti.
Sınava altı ay kala kendimi sınavı kazanacak düzeyde görmediğimden
işi bıraktım Son dört ay değil evden, odamdan çıkmadım dersem abartı
olmaz. Çalışma masamda, termosa doldurduğum çay sayesinde birçok
gece sabahladım.
Sınavda bir aksilik olmadı ve 1997’de 1.tercihim
olan Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümüne girdim. Dersler
açısından zor ama güzel arkadaşlıkların ve anıların yaşandığı bir
dört yıl oldu üniversite yılları. Üniversitede bazı arkadaşların
bana “Usta” diye hitap etmeleri, bana mutluluk verirdi. Üniversiteden
Temmuz 2001’de mezun oldum ve Makine Mühendisi ünvanını aldım.
Bugün kendimle ve yaptıklarımla gururlanmamın, kendime
olan saygımın nedeni aldığım diplomalar değil, eriştiğim bilgi düzeyidir.
Benim için o bir istisnadır, o bir uç noktadır diyenlere bunun gerçekten
doğru olmadığını söyleyebilirim. Şartları birkaç kez zorladım ve
ben bu noktaya geldim. Çok daha iyisini de yapabilirdim ve yapanlar
da mutlaka olmuştur ya da olacaktır. Anahtar inanmak ve çalışmak.
Bence, inanmak başarmanın % 50 si değil % 70’idir.
Fikret Memeye
Makine Mühendisi


|